Siya Siyabend Konseri Altı Üstü Bar’da

etkinlik-siya-siyabend-konser

Siya Siyabend Konseri

18 Aralık Cuma

Kapı Açılış: 20:00

1995 ilkbaharında Devrim Ck. ve Murat Toktaş’ın projesi olarak kuruldu. Sonraları Murat, Ahmet, Memduh, Okan, Pascal, Garbis, Orçun, Ferhat, Hakan ve diğer pek çok müzik adamıyla çalıştı. Siyasiyabend 90’larda başlayan, çeşitli enstrumanlardan ses çıkarmayı seven ve bunu birlikte yapmaktan hoşlanan bir grup insanın uzun, derin ve badireli bir yol arkadaşlığının; temelde köklü bir müzik sevgisine ve insanlığın bilgi-kültür mirasını özümseme ve yaşama arzusuna dayalı bir yolculuğun ürünü olarak ortaya çıktı. Çalma anında bulunan enstrumanlara ve oluşan hissiyata göre değişen, yerel ve evrensel pek çok tarza girip çıkabilmekte ve icabında bunları aynı çalma içerisinde kaynaştırabilmekteler. Birçok farklı stüdyoda farklı sound denemelerine girişip değişik tarzlarda ürünler verdiler. Bunun yanında kısa filmler için müzik yaptılar. Fatih Akın’ın yönetmenliğini yaptığı sound of İstanbul / Crossing The Bridge, köprüyü geçmek adlı belgeselde yer aldılar. SSB ayrıca sokağı da önemli bir sahne olarak gördü. Türkiye’de sokaktaki müziğinin öncülerinden oldu. Bu konuda şu söylemleri ilgi çekicidir: “Sokak müziği yoktur, müzik sokakta olmalıdır” Kayıtları kulaktan kulağa, elden ele iletildi. Türkiye müzik “piyasası”nın saçmalıkları, tutarsızlıkları, popüler kültürün tektipleştirici sıradanlığına karşı kendi kitlesini oluşturma çabasında oldular. SSB 2008’den beridir Erdem Göymen, Hakan Özboz, Murat Toktaş ve Devrim Ck, 2010’da Cansun Küçüktürk’ün katılımıyla oluşan çekirdek kadrosuyla, diğer müzisyenler ve görsel sanatçılarla ortaklaşarak, kayıtlar yapmaya konserler vermeye devam ediyorlar. “Gerçeği arıyor musun, yaşamın anlamlarından süzülen ve insanı insan yapan her yüce duygunun, her zeka pırıltısının, aşkın, aklın ve canın anda bulunarak bütünün bütünü olduğu o nefesler nefesini, binlerce nefesin son bir nefese kadar tutunupta ördüğü ömrünü yaşayabiliyor musun yaşamını, her ilmekte içine çektiğin havanın canlılığını hissederek, usul usul, doya doya. Bak gölgenin gölgesindesin. Özgürleştikçe bizimlesin, bizdensin. Özgürleştikçe bir’iz..”

Sokakta da çalarız.müzik düzeni ve özgürleştirebildiğimiz ve özgürleştiğimiz başka yerlerdede.yüzyılın burası insanların güç odakları karşısında kendilerini çaresiz ve kimsesiz buldukları bir yer oldu.her birimiz kendini düşüncelerinden başlayarak özgürleştirmek zorundadır.globalleşme yağmalarının enerji merkezli saldırıları karşısında birey sözde demokrasilerde köleleştirilmekte.müzik belkide bireyin son kalelerinden biri oldu.ne kadar yozlaştırılırsa yozlaştırılsın düşüncelerin ve hissediş biçimlerinin aktarılabildiği bir düş-sezgi biliciliği hatta tüm dünyada milyonlarcasından bir tanesisin.sana devasa görünen o kuleler tek bir fırtınada yıkılır.çaresiz değilsin dahası çarenin ta kendisisiniz.çare–sizsiniz….müzik tüm dünyadaki özgür insanların dilidir,düş-düşünce yollarının birleştiği delta dır.bundan ötürü köleleştiren şarkılara,genelde pop müziğin ruhsuzlaştırıcılığına karşı yaşayan müzikler üretmeli ve tüketmeliyiz….yaşamı yaşamaya değer kılmak için duyuralım sesimizi,alın sazlarınızı elinize…

Konserden Kareler